12 MART İSTİKLAL MARŞININ KABULÜ

by - Mart 12, 2018



Bugün 12 Mart. Tarihte Bugün köşemizde İstiklal Marşının kabulü var. Bugün, okurken tüylerimizi diken diken yapan, her okunuşunda şehitlerimize, bayrağa, vatana, tarihe ve insanımıza sonsuz saygı , sevgi ve hürmet duymamıza vesile olan ve bağımsızlığımızın en önemli ispatlarından biri olan İstiklal Marşımızın kabul edilişinin yıldönümü.  İstiklal Marşı, kabulünün üzerinden 97 yıl geçmesinin ardından dizeleriyle ve Mehmet Akif Ersoy’un “Allah bu millet bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın” sözleri ile aklımıza ve kalbimize kazınmış durumda. İşte, İstiklal Marşı’nın kabulü ve o zamanlarda yaşanan olaylar;

23 Nisan 1920 tarihinde TBMM açılır. Ülke toprakları dış güçler tarafından o günlerde  hala tek hedef olarak görülmektedir. Ankara bunun üzerine düzenli br ordu kurmayı ister ve bu doğrultuda çalışmalarını sürdürür.  Birçok engelleme ve sayısız güçlüklere karşın yeni bir düzenli ordu kurma çalışmaları da tüm hızıyla devam eder.
Ancak, meclis hükümeti ordu kurulurken bu orduyu ayakta tutacak, birbirine kenetleyecek, manevi bir gücü ardında hissedeceği bir gücün olması gerektiği düşünülmektedir. Bu düşüncelerin üzerine İstiklal Marşı gündeme getirilmiştir.

İSTİKLAL MARŞI İÇİN GAZETELERE İLANLAR VERİLİR
Gazetelerde İstiklal Marşı yarışması şöyle duyurulur:
Şairlerimizin dikkatine:
Milletimizin dahili ve harici İstiklal uğruna girmiş olduğu mücadeleyi ifade ve terennüm için bir İstiklal Marşı, Umur-u Maarif Vekili Celilesi’nce müsabakaya vazedilmiştir. İş bu müsabaka, 23 Kanun-u evvel sene 36 tarihine kadar olup bir heyeti edebiye tarafından, gönderilen eserler arasından intihap edilecektir ve kabul edilen eserin güftesi için beş yüz lira mükafat verilecektir.
Ve yine laakal beş yüz lira tahsis edilecek olan beste için bilahare ayrıca bir müsabaka açılacaktır. Bütün müracaatlar Ankara’da Büyük Millet Meclisi Maarif Vekaletine yapılacaktır.”

MEHMET AKİF ERSOY İKNA EDİLİYOR
Milli Eğitim Bakanı Hamdullah Suphi Bey’in ricası üzerine arkadaşı Hasan Basri Bey kendisini ulusal marş yarışmasına katılmaya ikna eder. Son şiir gönderme tarihi olan 23 Aralık 1920’ den sonra Eğitim Bakanlığı güfteleri incelemiş ancak içlerinde İstiklal Marşı olabilecek bir eser bulamamıştır. Konulan 500 liralık ödül sebebi ile başlangıçta katılmayı reddettiği bu yarışmaya, o güne kadar gönderilen şiirlerin hiç biri yeterli görülmemişti.  Bunun üzerine Hamdullah Suphi Mehmet Akife bir mesaj gönderir. O mesaj şu şekildedir:

"Pek aziz ve muhterem efendim;
İstiklâl Marşı için açılan müsabakaya, iştirak buyurmamalarındaki sebebin izalesi için pek çok tedbirler vardır. Zat-ı üstadanelerinin matlup şiiri vücuda getirmeleri, maksadın husulü için son çare olarak kalmıştır. Asil endişenizin icap ettirdiği ne varsa hepsini yaparız. Memleketi bu müessir telkin ve tehyiç [heyecanlanma] vasıtasından mahrum bırakmamanızı rica ve bu vesile ile en derin hürmet ve muhabbetimi arz ve tekrar eylerim efendim."
5 Şubat 1337 [1921],
Umur-u Maarif Vekili
Hamdullah Suphi

Mehmet Akif’in bunun altından kalkabileceği tüm mecliste hakimdi. Mehmet Akif’in yarışmaya katılmayı ikna çabaları sonucunda kabul etmesi üzerine kimi şairler yarışmadan kendi şiirlerini çektiler.

İSTİKLAL MARŞI KABUL EDİLİYOR
17 Şubat günü Sırat-ı Müstakim ve Hakimiye-i Milliye’de  yayınlandı. Hamdullah Suphi Bey tarafından mecliste okunup dinlendikten sonra 12 Mart 1921 tarihinde İstiklal Marşı kabul edildi. Mehmet Akif, ödül olarak verilen 500 lirayı Hilal-ı Ahmer bünyesinde, kadın ve çocuklara iş öğreten cepheye elbise diken Darü’l Mesai ye bağışladı.   Allah milletimize bir daha İstiklal Marşı yazdırmasın…
İSTİKLAL MARŞIMIZIN 10 KITASI

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl!
Kahraman ırkıma bir gül… ne bu şiddet bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl,
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl. 

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim; bendimi çiğner, aşarım;
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım. 

Garb’ın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar;
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir îmânı boğar,
"Medeniyet!" dediğin tek dişi kalmış canavar? 

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın. 
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın…
Kim bilir, belki yarın… belki yarından da yakın. 

Bastığın yerleri "toprak!" diyerek geçme, tanı!
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehîd oğlusun, incitme, yazıktır atanı;
Verme, dünyâları alsan da, bu cennet vatanı. 

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki fedâ?
Şühedâ fışkıracak, toprağı sıksan şühedâ!
Cânı, cânânı, bütün varımı alsın da Hudâ,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyâda cüdâ. 

Ruhumun senden, İlâhî, şudur ancak emeli:
Değmesin ma’bedimin göğsüne nâ-mahrem eli!
Bu ezanlar-ki şehâdetleri dînin temeliEbedî
yurdumun üstünde benim inlemeli 

O zaman vecd ile bin secde eder –varsa- taşım;
Her cerîhamdan, İlâhî, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır rûh-i mücerred gibi yerden na’şım;
O zaman yükselerek Arş’a değer, belki başım. 

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl;
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:
Hakkıdır, hür yaşamış bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan milletimin istiklâl!

Mehmet Akif Ersoy

BU YAZILARI DA OKUYABİLİRSİNİZ

0 yorum

Tozlu Ayna Copyright ©. Blogger tarafından desteklenmektedir.