HARPER LEE - BÜLBÜLÜ ÖLDÜRMEK

by - Mayıs 19, 2018


Bülbülü Öldürmek, Harper Lee tarafından 1960’da yazılmış. 1930’ların Alabama’sında geçen bu eserin içinde hayata dair pek çok ipucu bulmak mümkün. Roman temelde Scout adlı anlatıcı karakterimiz, onun kendisinden bir kaç yaş büyük ağebeyi Jem, yakın arkadaşları Dill ve avukat olan babaları Atticus’un hikayesini içermekte. Bu dört ana karakter çerçevesinde; ırkçılık, adalet, özgürlük, eşitlik, cinsiyet, ayrımcılık, büyümek ve ergenlik gibi hassas konuları sade ancak çok etkili bir dille ele alıyor yazar.
Kitap iki bölümden oluşmakta. Birinci bölümde, Scout ve Jem’in Dill ile tanışması, onunla birlikte geçirdikleri yaz tatili ve sonrasında okulun açılmasıyla başlayan süreç anlatılmakta. İkinci bölümde ise; Scout’un gözünden, haksız yere suçlanan bir zenciyi savunan babası Atticus’un yaşadıklarını, bunun çocuklara nasıl yansıdığını ve Jem’in ergenliğe girişini görüyoruz. Bu yazımda romanı özetlemekten ziyade karakterler hakkında konuşmak istiyorum. Öncelikle belirtmem gerekir ki, romanı okurken beni en çok etkileyen karakter Atticus oldu. Atticus, “iyi bir insan nasıl olmalıdır?” ve “nasıl iyi bir baba olunur?” sorularının yanıtını veriyor bize. İnsanları olduğu gibi kabul eden, onları anlamaya çalışan, yargılamayan ve çocuklarına da bunu öğütleyen bir adam.
Irk ayrımının çok derinden hissedildiği yıllarda Alabama bölgesinde böyle bir cümleyi kurabilmek gereçekten cesaret ve dürüstlük gerektirir. Atticus Finch aslında bize en temel insan hakları kuralını hatırlatıyor. Renkleri, dilleri, dinleri, cinsiyetleri, cinsel yönelimleri, ırkları ne olursa olsun bir insanı diğer bir insandan üstün kılacak hiç bir neden yoktur.
Atticus dışında romanın anlatıcısı ve esas karakteri olan Scout da sizi okurken etkileyen karakterlerden. Olayları ve hayatı onun bakış açısından görmek, “büyük”lerin algısındaki kusurları daha net fark etmemize yarıyor. Çünkü herhangi bir içten pazarlık ya da hesap olmadan, masum ve düz bir çocuk bakışı ile olaylara bakıldığında aslında her şey olduğundan çok daha basit ve çözülebilir görünüyor. Romandaki en etkileyici sahnelerden biri de bahsettiğim çocuk masumluğu üzerine. Mahkemede Tom Robinson’un davalı tarafın avukatı tarafından sorgulanması sırasında Dill’in kendisini kötü hisseder ve Scout ile mahkeme salonunun dışına çıkarlar. Dill’in kendisini kötü hissetmesinin sebebi aslında davacı avukatın sanık Tom Robinson’la konuşma tavrının iticiliğiydi. Dill, hiç kimsenin bir başkası ile bu şekilde konuşmaya hakkı olmadığını biliyordu. Hatta dışarda karşılaştıkları Bay Raymond da bunu biliyor ve onlara şöyle diyordu:
“ Çünkü sizler çocuksunuz, anlayabilirsiniz… Olup bitenlere şu oğlanın henüz aklı ermiyor, biraz daha büyüsün midesi de bulanmaz, ağlamaz da. Belki de her şeyi doğru bulmasa bile ağlamaz. […] Bazı insanların hayatlarını bazı insanların hiç düşünmeden cehenneme çevirmesine ağlamazsın. Siyah insanların hayatlarını beyaz insanların, bir an olsun onların da insan olduklarını düşünmeden cehenneme çevirmesine ağlamazsın.”

Roman hakkında daha söylenebilecek çok şey ve anlatılması gereken çok karakter var. Ancak onların hepsini burada yazmak romanı okumak isteyenlere haksızlık olabilir. Ancak eser hakkında birkaç bilgi vermeden yazımı sonlandırmak istemiyorum. Roman 1960’da yayımlandıktan sonra 1962 yılında sinemaya uyarlanıyor. Atticus karakterini oynaması için teklif ilk olarak James Staward’a gidiyor ancak Staword rolu “fazla liberal” bulduğundan kabul etmiyor. Rolün ikinci teklif edildiği kişi olan Gregory Peck ise okur okumaz kabul ediyor ve oyunculuğuyla “En iyi Erkek Oyuncu” Oscar’ına sahip oluyor. Film bunun dışında uyarlama dalında da Oscar’a sahip oluyor. Eser hakkındaki bir diğer ilginç bilgi ise, Harper Lee ve Truman Capote hakkında. Herper Lee ve Capote çocukluk arkadaşları ve romandaki Dill karakteri de Capote’den esinlenerek yazılmış. Bülbülü Öldürmek Harper Lee’nin tek eseri, daha sonra herhangi bir roman yayınlamamış yazar hatta sırf bu nedenle magazin kulislerinde “acaba romanı Truman Capote mi yazdı” şeklinde dedikodular da dolaşmış. Ancak böyle bir şey asla yok. Ayrıca roman 1961 yılında Pulitzer Ödülü’nü de kazanmış.

BU YAZILARI DA OKUYABİLİRSİNİZ

4 yorum

  1. Çok çok severek okumuştum bende

    YanıtlaSil
  2. kitabı çok severek okumuştum, aynı hevesle filmini izledim ama ıı ııhh kitap çok daha iyi

    YanıtlaSil
  3. Yanılmıyorsam bir kitapla ünlü olup, ödüller alan bir kaç yazar daha var. Okuduğum bir kitap ama hatırlamak iyi oldu.

    YanıtlaSil
  4. Bu nitelikli yazı için teşekkürler. Bir çok blogta bu kitap hakkında yazılmış yorumlar okudum. Artık okumak kaçınılmaz oldu.

    YanıtlaSil

Tozlu Ayna Copyright ©. Blogger tarafından desteklenmektedir.